Hünkar – Mercimeğin Büyüsü

Hünkar – Mercimeğin Büyüsü

/
/
20 görüntüleme

Memlekette esen rüzgârlardan mıdır bilmiyorum, son dönemde Türk yemekleri, Osmanlı mutfağı muhabbetleri içinde bulur olduk kendimizi. Bunun kötü bir yanı yok aslında; unutulup gitmiş bazı saray yemeklerinin, yöresel alışkanlıkların, tarihsel lezzetlerin tekrar anımsanmasını, doğru ve güzel şekilde bizlere sunulmasını sağlayan bu akımların büyük yararı var.  Tek endişem, bunun da büyük bir maymun iştahı ile yoğrulmuş kültürümüzün gelip geçici bir hevesi olması. Dileyelim ki, nereye baksanız geleneksel Türk yemekleri adı altında karşımıza tarifler, “gurme”lerin öve öve bitiremedikleri esnaf lokantaları, köşe yazılarından eksik olmayan “dün yine şurada beğendili kebap yerken” ifadeleri, önümüzdeki yıllarda dünya mutfaklarının karşısına sağlam bir repertuarla çıkmamızı sağlar.

Sık sık ziyaret ettiğim, bazı yemeklerinin lezzetine doyamadığım, ağzımda bıraktığı tadları tarif etmekte zorlandığım Hünkâr, yukarıda bahsettiğim modadan ötürü ismi sürekli anılan, ama aslında kırk küsur senelik çok uzun bir geçmişe sahip, aile geleneği ile bugüne gelmiş ve ilk gününden beri mutfağımızı yaşatmayı başarmış bir lokantadır. Bu yazımda, Anadolu yakasında öğlen yemekleri için çok uygun bir seçim olduğunu düşündüğüm Hünkâr’ın Göztepe şubesini anlatmaya çalışacağım.

Hünkar Lokantası

Hünkar Lokantası, mesleği kuşaktan kuşağa geçiren bir aileden gelen Talip Ügümü tarafından, 1950 yılında Fatih’te açılmıştır. 2000 yılı sonlarına dek, elli yıl hizmet verdiği bu semtte mütevazi görünümlü ama yemekleri ile nam salan, Türk mutfağı denince akla ilk gelen isimlerden biri olarak hizmet vermiştir. Kurucuları tarafından “gelenekselin çağdaşlıkla izdivacı” diye adlandırılan bir tarz yakalayan işletme, uzun süre Fatih’te konakladıktan sonra oğullar iş başına geçtiğinde önce Etiler (1998), sonra Nişantaşı (2000), ardından da Göztepe (2008) semtlerinde üç koldan  şehre iyiden iyiye yerleşmiştir.

Ne kadar yeni bir şeyler denemek istesem de, Hünkâr’a her gidişimde o muhteşem süzme mercimek çorbasından içer, yine menünün geri kalanını tadamadığım için kendime kızarım. Ama yapacak bir şey yoktur, bu çorbadan içmemek büyük bir hakarettir. Mis gibi tereyağı konusunu ciğerlerime çeker, içinde bekletilen kemikten dolayı  tadına doyulmaz bir lezzet fırtınasına dönüşen bu çorbayı ağır ağır içerim. Gözlerimi kapar, kıtır ekmeklerin ağzımda yavaş yavaş dağılmasına izin verirken, hiçbir tadı kaçırmamaya çalışırım. Bu duyguyu bozmayacak kadar limon da sıkmak gerekir bu çorbaya. Belki biraz da kırmızı biber eşlik edebilir. Ama pek çok yerde mecbur kaldığımız gibi limonun tamamını sıkmak, bir baharat bulamacına dönüştürmek gerekmez çorbamızı, zira kendi tadı fazlasıyla yeterlidir bizi mutlu etmek için. Hünkâr’a gitmeyi düşünen, ya da gidip de denememiş her kim varsa bu ilahi çorbanın tadına bakmalarını şiddetle öneririm.

Hünkar Mercimek

Bunun dışında Hünkar Lokantası, aslında  paça çorbasıyla ünlüdür. Bu çorbayı sadece bir kez ününden dolayı tatmışlığım vardır. Geceleri aşırı alkol tüketimi üzerine iyi gidebilecek olduğunu söyleyebileceğim bu çorbayı öğlen yemekleri için pek de çekici bulmuyorum açıkçası. Lokantada diğer çorba çeşitleri günlük değişmektedir. Aralarında yoğurtlu yayla, sütlü hünkar, işkembe, sütlü ıspanak, sebze, düğün, yeşil mercimek ve erişte çorbası vardır. Yine de üstüne basa basa söylüyorum, süzme mercimek çorbası gibisi yoktur.

Güzel bir çorbanın ardından tandır yenebilir Hünkâr Lokantası’nda. Tandırın altında da beğendi olmalıdır kesinlikle. Damakta çılgınca hisler uyandıran o beğendiyi gözlerinizi kapatarak ve bu şansa nail olduğunu için şükrederek yemenizi öneririm. Ağzınıza biraz beğendi, biraz da tandır atarak ciddi bir mutluluk yakalayabilirsiniz. Benden size tavsiye, bu mutluluğu kimsenin bozmasına izin vermeyin ve tek başınıza yemeğe çıkın. Fazla sohbet-muhabbetle beğendili tandırın lezzetinden uzaklaşmayın.

Canınız çok isterse yanında patates ile sulu sulu bir saray köftesi de yiyebilirsiniz. Kadın budu köfte, imambayıldı da favorilerim arasındadır Hünkâr’da. Ayrıca ciğer sarma,  taze ve kuru fasulye, dolma, kuzu kapama, tas kebap, dana haşlama, şehriyeli kuzu güveç, elbasan tava, Manisa kebabı, kanarya kebabı, kağıt kebabı, İzmir köftesi, sebzeli köfte, ekşili köfte, dalyan köfte, köfteli kuru bamya, işkembeli nohut, hamsili pilav, semizotu, bamya, türlü, karnıyarık, patlıcan musakka, su, talaş ve kol böreği, nohutlu, içli pazılı pilav ve bulgur pilavı da yiyebilirsiniz.

Üstüne de komposto yiyerek bu şöleni tamamlayabilirsiniz. Tatlı çeşitleri bol olmasına karşın çok maceracı olmanın alemi yok diye düşünüyorum. Örneğin tel kadayıfı pek yenecek gibi değildir Hünkâr’da. Dediğim gibi, bir komposto veya aşure ile yemeğinizi daha midevi bir şekilde sonlandırma şansınız olacaktır.

Hünkâr Lokantası’nda hemen her defasında çok mutlu olmuşumdur, ama mekanları değerlendirirken salt yemeklerin kalitesi ya da ahçının maharetini değil, sunumu, fiyatları da incelemek gereklidir. Hünkâr, Göztepe’de Bağdat Caddesi’nin kenarında konuşlanmış bir apartmanın girişindedir. Konumu ve görüntüsünü pek sevimli bulmak mümkün değildir ne yazık ki. Bahçesi diye adlandırabileceğimiz, nispeten ferah kısımda yemenizi öneririm, zira içerisi bana her zaman hayli kasvetli gelmiştir. Mecbur kalmadıkça oraya girmek istemem. Benzer yemekleri yiyebileceğiniz Yanyalı Fehmi’deki cıvıl cıvıl ortam, ya da Kanaat’teki genişlik ve camekânların ardında iştahınızı kamçılayan rengârenk sunum zenginliği burada mevcut değildir.

Fiyatlara gelince,ortalama bir fiyat politikası güdülmektedir. Adam başı 25-30 TL’ye çıkabileceğinizi söyleyebilirim. Bunun içinde alkol yoktur doğal olarak. Eğer şarap içmeye kalkarsanız bu fiyat artacaktır. Fiyat/Performans olarak baktığınızda, ödenen bedelin, yenen yemeğin tadına karşılık geldiğini, dolayısıyla doğru bir fiyat potikası güdüldüğünü düşünüyorum. Notlamayı buna göre yaptığımı belirtmek isterim.

Netice itibariyle, bana yakınlığı dolasıyla öğlen yemeklerinde sık sık ziyaret ettiğim Hünkâr Lokantası, mutlaka gidilmesi, damakların bayram etmesi için pek çok farklı lezzetin denenmesi gereken bir mekândır bana göre. Buraya gelip yukarında sözü geçen yemeklerin tadına baktığınızda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Bu içeriği takip edin

Bu yazıya abone olarak yazıya ait güncelleme ve yorumlardan haberdar olun.

0 Yorum

Sen de yorum yap

Hayatın Kalbine