Google’lamak! (Hayat Kurtaran Arama Motorları)

Google’lamak! (Hayat Kurtaran Arama Motorları)

/
/
22 görüntüleme

Bugün otuzlu yaşların ikinci yarısını yaşayan benim kuşağımın diğer insanları gibi, ben de doksanlı yılların ortalarına doğru tanıştım internetle. Sanal alemdeki saatlerimizin çoğu, sohbet odalarında vakit öldürmek, elektronik posta göndermek, belki biraz haber okumak gibi uğraşlarla geçiyordu o yıllarda. İleride herkesi birbirine bağlayacak sosyal ağlar, bize her konuda her türlü bilgiyi saniyeler içinde sunacak arama motorları, gerçek dünyaya alternatif oluşturacak o muazzam blogosfer henüz oluşmamıştı. Bağlantı hızları çok düşük, kişisel bilgisayarların fiyatları sade vatandaşın bütçesini çok zorlayacak seviyelerdeydi. Kullanıcılar ise günümüzle karşılaştırıldığında çok az sayıda ve deneyimsizdi. O yıllarda “kaybolamazdınız” internette; her şey yerli yerindeydi, nereye nasıl girileceği, neler yapılacağı bilinirdi.

Sonra ne oldu da, birdenbire tüm dünya birbirine bağlandı, bilgiler içiçe geçti, üstüste yığıldı ve bugünkü büyük karmaşa ortaya çıktı? Büyük bir güçten de bahsediyorum aynı zamanda. Artık insanların hayattaki tercihlerini kolaylıkla etkileyebilen, iş dünyasının dinamiklerini bir çırpıda değiştirebilen, tuhaf kahramanlar yaratan ve isterse insanı bir günde çarmıha gerebilen devasa bir kuvvet dolaşıyor internetin yaşam damarlarında. Bazen etkili ve sistematik kullanılabilen, çoğu zaman da kontrolsüz bir güç bu karşımıza çıkan. Bu büyük enerjinin içinde, ben ve benim gibi sıradan vatandaşlar nasıl ayakta kalıyorlar peki? İşte bu ayki yazımızın konusu buradan yola çıkıyor. İnternette varolabilmemi, arama motorlarının sık sık bana sağladıkları hayat öpücüklerine borçluyum. Zira onlar olmasaydı çoğumuz kendimizi öldürürdük herhalde.

Hayat Kurtaran Arama Motorları

Hayat kurtaran arama motorları, basitçe internet üzerinde bulunan içeriği aramak için kullanılan mekanizmalar olarak tanımlanabilir. Arama motorları üç temel bölümden oluşmaktadır: Web robotu, arama indeksi ve kullanıcı arabirimi. Arama sonuçları genellikle sık tıklanan internet sayfalarından oluşan bir liste olarak karşımıza çıkmaktadır.

Konunun tarihçesini incelediğimizde arama motorları öncesi dönemi de dikkate almamız gerektiğini görüyoruz. Bu dönemlerde web sunucuların tamamının bir dökümünü veren büyük bir liste ile arama gereksinimi karşılanmaya çalışılıyordu. Bu liste Tim Berners-Lee tarafından düzenleniyor ve CERN web sunucusunda barındırılıyordu. Web sunucuların sayısı zamanla artmış ve merkezi liste bu geometrik artışın hızına ayak uyduramamaya başlamıştır. Bundan sonra bir süre sadece yeni web sunucuların listesi yayınlanmış ve doğal olarak bu da bir çözüm olamamıştır.

İlk Arama Motoru

İlk arama motoru 1990 yılında Montreal’deki McGill Üniversitesi’nde öğrenci olan Alan Emtage tarafından Archie adıyla kuruldu. İngilizce “archieve” kelimesinin kısaltılmasından türemişti. Bu arama motoru insanların aradıkları dosyaları bulmaya çalışıyordu. Programın temelde yaptığı, halka açık anonim FTP sitelerindeki tüm dosyaların listesinin indirmek ve arama yapılabilen bir veritabanı oluşturmaktı. Buna karşın Archie bu sitelerinin içeriklerini indeksleyemiyordu.

1991 yılında Mark McCahill’in yarattığı Gopher’in yükselişe geçmesiyle birlikte, “www.archie.com”un karşısına 1991′de Veronica (Very Easy Rodent-Oriented Net-wide Index to Computerized Archives)’yı çıktı. Çok geçmeden aynı amaçla Jughead (Jonzy’s Universal Gopher Hierarchy Excavation And Display) de kuruldu. İkisi de dosya aktarım iletişim kuralı çerçevesinde çalışıyordu. Haziran 1993′te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü‘nden Matthew Gray, Perl tabanlı ilk web robotu olan World Wide Web Wanderer’i oluşturdu ve buna “Wandex” adını verdi. Bundan kısa bir süre sonra, Kasım 1993′te kurulan Aliweb ise ilk arama motoru olarak kabul edilmektedir. Aliweb’in bir arama robotu yoktu ve web sitelerinin indeks bilgileri kullanılarak oluşturulmuştu. Bir sonraki yıl, arama motoru tarihçesinde önemli bir köşe taşı gerçekleşti ve WebCrawler ortaya çıktı. Bu arama motorunun daha önceki modellerden en büyük farkı, “tam metin” taraması gerçekleştirebiliyor olmasıydı. Bir web sayfasının herbir kelimesinin arama motoru tarafından taranmasını sağlayan bu yöntem, ileride yaratılacak tüm arama motorları için öncü olacaktı. WebCrawler’in ardından, aynı modelle arama yapan birçok arama motoru ortaya çıktı. Bunların arasında:

  • Lycos
  • Magellan
  • Excite
  • Infoseek
  • Inktomi
  • Nothern Light
  • Altavista
  • Yahoo

gibi markaları sayabiliriz.

1996 yılında Netscape piyasadaki popüler arama motorlarından birisini özelleştirmek istedi. Seçeceği marka sadece kendi arama sayfalarında gözükecekti. Konu o kadar büyüdü ve rekabet o denli ciddi bir hale geldi ki, Netscape 5 büyük arama motoru ile anlaşma yaparak durumu çözüme kavuşturdu. Netscape’in arama sayfalarında, senelik 5 milyon USD ödeme yapmaları karşılığında Yahoo!, Magellan, Lycos, Infoseek ve Excite dönüşümlü olarak yer almaya başladılar.

Arama Motorları

1990’lı yılların “dot.com” çılgınlığı yıllarında ise arama motorları çok önemli rol oynadılar.1999 ile 2001 yılları arasında zirveye çıkan bu çılgınlık döneminde düzinelerce yeni markanın çıktığı ve battığı görüldü. Fakat aynı dönemde ciddi yatırım yaparak bu yatırımlarını ilerleyen yıllarda büyük kazançlara dönüştüren bazı organizasyonlar da gerçekleşti. 1998 yılında Google‘ı kuran Larry Page ve Sergey Brin, PageRank adlı teknolojilerini satmak istediler ancak alıcı çıkmadı. İnternet ağındaki her sayfayı puanlayan bir sistem yaratmışlardı. Bir sayfaya ne kadar çok bağlantı verildiyse ve bağlantı veren yerlerin puanı ne kadar çoksa, söz konusu sayfa o kadar çok puan kazanıyordu. Google’ın yatatıcıları bu projenin yeterince popüler olmamasına rağmen yılmadılar ve kredi alarak büyümeye karar verdiler. Google Search‘ün kuruluşu bu şekilde gerçekleşti. 2000′li yıllarda öne çıkan Google arama motoru’nun ardından kısa sürede gelişip 2000 yılında Google Araç Çubuğu çıkaran ekip, 2004 yılında kütüphanelerdeki binlerce kitabı Google Book Search adıyla aramaya açtı ve 1 GB kapasite ile Google Mail yani Gmail hizmetini başlattı. Google 2007′in sonları itibariyle, en popüler web arama motoru olarak dünya çapında tanınıyordu.

Yapılan bir araştırmaya göre Google’ın dünya çapındaki büyük popüleritesi 2008 Aralık ayında % 82.7 ile zirve yaptı. Haziran 2009 incelemeleri ise Google’ın % 78.4 ile Baidu (%8.87) ve Bing (%3.17)’ e pay kaptırdığını ortaya koymaktadır. Aynı dönemde Yahoo Search (% 7.16) ve AOL (%0.6)’ün kullanılma oranlarının da giderek düşmekte olduğu görülmektedir.

Arama motorlarının üç bölümden oluştuklarını yukarıda belirtmiştik. Biraz da bu üç bölümün nasıl çalıştığından bahsedelim. Robot adını verdiğimiz kısım, internet üzerinde bulunan tüm web sitelerini, sitelerin birbirlerine verdiği bağlantıları kullanarak otomatik olarak gezer ve bu sayfa içeriklerini saklar. Bu içerik daha sonra indekslenerek hızlı bir şekilde aranabilir hale getirilir. Kullanıcı arabirimi ise bu oluşturulan indeksin aranmasını sağlar.

Günümüz Arama Motorları

Şimdi gelelim günümüzde karşımıza çıkan arama motoru meselelerine. Okumakta olduğunuz yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, günümüzde, her merak ettiğimiz konuyu, kelimeyi, ismi, hastalığı, yeri, şirketi, insanı araştırdığımız yer, internette arama motorlarıdır ve bu konu o kadar içimize işlemiş, dilimize yerleşmiş ve adeta bir reflekse dönüşmüştür ki, artık pek çok dilde “Google’lamak” gibi bir tabir ortaya çıkmıştır. Herhangi bir kavramın arama motoru tarafından araştırılması anlamına gelen bu kelime, artık Türkçe’ye de girmeye başladı diyebiliriz. Pek çoğumuzun interneti gezmek için kullandığımız browser’lerimizde açılış sayfasının Google olduğunu söyleyebiliriz. Ya da bir elimizin daima Google arama çubuğunda gezindiğini kim inkar edebilir şu günlerde?

Arama motorları, hayatımıza yön veren internetin bu kadar popüler bir bölümünü işgal etmeye başlayınca, doğal olarak iş hayatı da bu konuya odaklanmakta gecikmemiştir. Benim gibi profesyonel olarak web siteleri ile ilgilenen bir kişinin bu günlerde müşteriler ile görüştüğünde en sık  karşılaştığı soru, “Arama motorlarında üst sırada çıkmamız için bir hizmet veriyor musunuz?” olmaya başlamıştır. Öyle konuşmalar olmaktadır ki, bazen bir web sitesinin tasarımı, kodlama platformu, içerik yönetim sistemi gibi noktalar, arama motoru optimizasyonu taleplerinin gerisinde kalmaktadır. Görüşünüşe bakılırsa, günümüz iş dünyasındaki rekabet dijital mecraları da yakıp kavurmakta ve arama motorlarında popüler olmak herkesin hayallerini süslemektedir.

Peki nedir bunu başarmanın yöntemi? İşte bu noktada arama motoru optimizasyonu kavramı karşımıza çıkmaktadır. Arama motoru optimizasyonu (Search Engine Optimization – SEO), bir web sitesinin hedef arama kelimelerinde  arama motorlarında ilk bir kaç sayfada, daha üst sırada çıkmasını sağlayacak web site içi ve web sitesi dışında çeşitli etkenlerin analiz edilerek yapılan iyileştirme ve düzenlemelerin uygulanması ve geliştirilmesidir. İlk yapılması gereken bir kurumun verdiği servislere ilişkin anahtar kelimelerin doğru tespit edilmesidir. Bunun için etraflıca araştırma yapmak, alternatiflerin aranma sıklıkları, piyasa eğilimleri, ziyaretçi frekansları ortaya koyulmalıdır. Web Site sayfa adları düzenlenmeli, sayfa başlıkları elden geçirilmeli, metin içeriği anahtar kelimeler ışığında incelenmeli, gerekirse ekleme yapılmalı; meta tag düzenlenmesi, site içi görsel adlarının, taglarının ve web site içi linklerin düzene koyulması gibi konularda değişiklikler yapılmalı, site optimize edilmeli ve site dışından kaliteli linkler verilmesi sağlanmaya çalışılmalıdır. Tüm bu konular artık başlı başına bir danışmanlık kolu haline gelmiş ve neredeyse yeni bir mesleğe dönüşmüştür. Günümüzün dijital ajanslarının çoğu, müşterilerinden gelen bu tarz talepleri karşılamak amacıyla eğitimli eleman bulundurmaya başlamışlardır.

Yazımızın başında belirttiğimiz gibi, internet eskisine göre çok daha büyük bir güç ve aynı zamanda bilgi kirliliği düşünüldüğünde büyük bir karmaşadır. Bu karmaşanın içinde yolunu bulabilen, bu büyük gücü de yönlendirme şansına sahip olacaktır. Bunu sağlamanın en verimli yöntemlerinden birisi, son kullanıcılar için arama motorlarını etkin kullanmayı öğrenmek, kurumlar için de, arama motorlarının dinamiklerini göz önüne alarak dijital varlıklarını yeniden gözden geçirmektir.

Bu içeriği takip edin

Bu yazıya abone olarak yazıya ait güncelleme ve yorumlardan haberdar olun.

0 Yorum

Sen de yorum yap

Hayatın Kalbine